top of page

Uyuşturucu Madde Kullanma ve Ticaret Suçu Nasıl Ayırt Edilir?

8 Eyl
5 dakikada okunur

Bir kişinin üzerinde veya bulunduğu yerde uyuşturucu madde ele geçirilmesi, tek başına uyuşturucu ticareti yaptığını göstermez. Maddenin hangi amaçla bulundurulduğu, kişiyle bağlantısı ve bu bağlantıyı ortaya koyan deliller ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada bu ayrım, çoğu zaman ele geçirilen maddenin miktarı veya paket sayısı üzerinden yapılmaya çalışılmaktadır. Oysa kullanma ve ticaret ayrımı, dosyanın bütününden koparılan tek bir bulguya dayandırılamaz. Yanlış bir değerlendirme, kişinin çok daha ağır bir suç isnadıyla karşı karşıya kalmasına neden olabilir.

1. TEMEL AYRIM: MADDE HANGİ AMAÇLA BULUNDURULUYOR?

Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmayı ve kullanmak amacıyla satın alma, kabul etme ya da bulundurmayı düzenler. Dolayısıyla bu suçun oluşması için kişinin maddeyi kullanırken yakalanması şart değildir.

TCK’nin 188/3. maddesinde ise ülke içinde satış, satışa sunma, başkasına verme, sevk ve nakil gibi fiiller ile kişisel kullanım dışındaki amaçlarla satın alma, kabul etme ve bulundurma yaptırıma bağlanmıştır.

Ticaret suçunun oluşması için mutlaka para alınması veya kazanç sağlanması gerekmez. Maddenin bedelsiz olarak başkasına verilmesi de olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu nedenle “Satmadım, yalnızca verdim.” açıklaması, tek başına ticaret suçunu ortadan kaldırmaz. Türk Ceza Kanunu, m. 188 ve 191

2. MİKTAR TEK BAŞINA BELİRLEYİCİ MİDİR?

Ele geçirilen miktar önemli bir ölçüttür. Ancak kanunda, her madde ve her olay için uygulanabilecek, belirli bir gramın altını kullanma, üstünü ticaret sayan genel bir sınır bulunmamaktadır. Maddenin türü, miktarı, bulunduruluş biçimi ve kişinin davranışları birlikte ele alınmalıdır. İçtihat değerlendirmelerinde de bulundurma amacının somut olay üzerinden belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ziya Koç, Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi

Bu nedenle internette yer alan “Şu miktara kadar suç ticaret sayılmaz.” şeklindeki kesin ifadeler yanıltıcıdır. Az miktardaki bir maddenin satışa konu edildiği kanıtlanabilir. Daha fazla miktardaki bir madde bakımından ise kişisel kullanım savunmasının dosyadaki verilerle birlikte incelenmesi gerekebilir.

İncelemede tartımın ambalajla birlikte yapılıp yapılmadığı, kriminal raporda hangi maddenin tespit edildiği ve rapor ile el koyma tutanağının birbiriyle uyumlu olup olmadığı da önem taşır. Miktara ilişkin değerlendirme, dosyadaki gerçek ve denetlenebilir tespitlere dayanmalıdır.

3. TEK PAKET VEYA ÇOK SAYIDA PAKET NEYİ GÖSTERİR?

Maddenin tek paket hâlinde ele geçirilmesi kişisel kullanım savunmasını destekleyebilir; ancak tek başına ticaret ihtimalini ortadan kaldırmaz. Benzer şekilde, birden fazla paket bulunması da otomatik olarak satış yapıldığını göstermez.

Paketlerin kim tarafından hazırlandığı, kişinin maddeyi bu şekilde satın alıp almadığı, paketlerin içerik ve ağırlıkları ile bunlara eşlik eden başka bulgular araştırılmalıdır. Hassas terazi ve ambalaj malzemeleri varsa, bunların kime ait olduğu ve uyuşturucu maddeyle bağlantısı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Örneğin tutanakta “satışa hazır paketler” ifadesinin kullanılması, bu nitelendirmenin dayanağını inceleme gereğini ortadan kaldırmaz. Fotoğraflar, tartım bilgileri ve kriminal rapor bu ifadeyi destekliyor mu? Maddenin ele geçirildiği ilk hâliyle incelemeye gönderilen hâli arasında açıklanması gereken bir farklılık var mı? Tutanaktaki yorum ile somut tespit birbirinden ayrılmalıdır.

İncelenen husus

Kullanma amacı yönünden

Ticaret yönünden

Miktar ve madde türü

Kişisel kullanım iddiasıyla uyumu incelenir.

Kullanım dışı amacı gösterip göstermediği değerlendirilir.

Paketleme

Satın alındığı biçimde muhafaza edilmiş olabilir.

Dağıtıma yönelik hazırlık bulunup bulunmadığı araştırılır.

Kullanım tespiti

Tahlil ve tedavi kayıtları savunmayı destekleyebilir.

Kişinin kullanıcı olması, ayrıca ticaret yapmasını dışlamaz.

İletişim kayıtları

Temin veya kişisel ilişkiyle ilgili olabilir.

Satış, teslim ve bedelle somut bağlantısı incelenir.

Para ve araç gereç

Kaynağı, aidiyeti ve kullanım amacı araştırılır.

Suça bağlantısı ortaya konulursa diğer delilleri destekleyebilir.

Tablodaki hususlar bir puanlama sistemi değildir. Her birinin anlamı, diğer deliller ve olayın koşullarıyla birlikte belirlenir.

4. KULLANICI OLMAK TİCARET SUÇUNU ORTADAN KALDIRIR MI?

Kişinin uyuşturucu kullandığını söylemesi, bulundurduğu bütün maddelerin kişisel kullanımına ait olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Bununla birlikte kullanım savunmasının araştırılmadan reddedilmesi de yeterli bir inceleme değildir.

Kan ve idrar tahlilleri, geçmiş tedavi kayıtları ve kullanım öyküsü bu kapsamda değerlendirilebilir. Pozitif tahlil sonucu kişisel kullanım savunmasını destekleyebilir; ancak kişinin aynı zamanda başkasına madde verdiği veya satış yaptığı iddiası varsa bu eylemler ayrıca incelenmelidir.

Kullanıcı olduğunun belirlenmesi ile isnat edilen ticaret fiilinin ispatlanması farklı meselelerdir. Dosyada her ikisine ilişkin deliller ayrı ayrı ortaya konulmalı, ardından birlikte değerlendirilmelidir.

5. TELEFON KAYITLARI VE BEYANLAR NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR?

İki kişinin telefonla görüşmüş olması, görüşmenin uyuşturucu ticaretine ilişkin olduğunu tek başına göstermez. HTS kayıtları ile konuşma veya mesaj içeriği aynı şey değildir. Görüşmenin zamanı, tarafların ilişkisi ve iddia edilen teslim olayıyla bağlantısı açıklanmalıdır.

Mesajlar bakımından da yalnızca seçilmiş birkaç cümle üzerinden sonuca gidilmesi sakıncalıdır. Yazışmanın bütünü, tarihleri, tarafları ve diğer delillerle uyumu incelenmelidir. Anlamı belirsiz bir ifadenin uyuşturucu satışına ilişkin olduğu kabul ediliyorsa, bu yorumun somut dayanağı gösterilmelidir.

Tanık veya diğer sanık beyanlarında ise anlatımın doğrudan gözleme dayanıp dayanmadığı, aşamalar arasında değişip değişmediği ve dosyadaki maddi bulgularla uyumu önemlidir. Suçlayıcı bir beyan sırf başka bir sanıktan geldiği için değersiz sayılamaz; buna karşılık çelişkileri giderilmeden ve savunmanın itirazları karşılanmadan kesin doğru kabul edilmesi de mümkün değildir.

6. MADDENİN KİŞİYLE BAĞLANTISI KURULMALIDIR

Ortak kullanılan bir evde veya araçta uyuşturucu bulunması hâlinde, orada bulunan herkesin maddeden sorumlu olduğu varsayılamaz. Kişinin maddenin varlığını bilip bilmediği, madde üzerinde fiilî hâkimiyetinin bulunup bulunmadığı ve iddia edilen eyleme katılımı araştırılmalıdır.

Bir gönderinin üzerinde kişinin adının yazması da tek başına gönderiyi sipariş ettiğini, teslim aldığını veya içeriğini bildiğini kanıtlamaz. Teslim bilgileri, iletişim kayıtları, kamera görüntüleri ve diğer bulgular bu bağlantının kurulmasında önem taşır.

Maddenin hangi amaçla bulundurulduğu tartışılmadan önce, kişiyle olan bilinçli ve fiilî bağlantısı ortaya konulmalıdır.

7. ARAMA VE DELİLLERİN HUKUKA UYGUNLUĞU AYRICA İNCELENMELİDİR

Uyuşturucu dosyalarında inceleme yalnızca ele geçirilen maddeye odaklanamaz. Aramanın hukuki dayanağı, karar veya emrin kapsamı, aramanın gerçekleştirildiği zaman ve yerine getirilmesi gereken usul güvenceleri de değerlendirilmelidir. Arama tedbirinin koşulları, aramanın türüne ve somut olaya göre farklılaşabilir. Serap Keskin Kiziroğlu, Adli Arama

Örneğin arama kararının geçerli olduğu saat ile fiilî arama saati arasında çelişki varsa, bu farklılık açıklığa kavuşturulmalıdır. Gerektiğinde kararın oluşturulma ve onay zamanına ilişkin kayıtların incelenmesi gerekebilir. Telefonun ele geçirilmesi ile içeriğinde dijital inceleme yapılmasının hukuki dayanakları da ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

CMK’nin 206/2-a ve 217/2. maddeleri uyarınca hukuka aykırı elde edilmiş deliller hükme esas alınamaz. Bununla birlikte bir delilin dışlanmasının dosyanın sonucuna etkisi, geriye kalan hukuka uygun deliller üzerinden belirlenir. Bu nedenle her usul itirazının otomatik beraat sonucu doğuracağı söylenemez. Ceza Muhakemesi Kanunu

8. AYRIMIN CEZA VE YARGILAMA SÜRECİNE ETKİSİ

TCK m. 191/1’de temel ceza iki yıldan beş yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir. Bu suç bakımından kanundaki özel hükümler çerçevesinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi mekanizması öngörülür.

TCK m. 188/3’te ise temel yaptırım on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Nitelikli hâller cezanın ağırlaşmasına yol açabilir. Buradaki karşılaştırma, ülke içindeki fiillere ilişkindir; imal, ithal ve ihraç ayrıca düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu, m. 188 ve 191

Bu nedenle suçun doğru nitelendirilmesi, yalnızca ceza miktarı bakımından değil, uygulanabilecek yargılama ve tedbir hükümleri bakımından da önemlidir.

Ticaret suçundan mahkûmiyet, ihtimale veya giderilmemiş şüpheye dayandırılamaz. Ancak ticaretin kanıtlanamamış olması da her olayda kendiliğinden kullanma suçunun oluştuğu anlamına gelmez. Kişinin maddeyle bağlantısı ve kullanma suçunun unsurları da hukuka uygun delillerle ortaya konulmalıdır. Sağlıklı bir değerlendirme; miktarı, paketlemeyi, beyanları, iletişim kayıtlarını ve arama işlemlerini aynı dosya bütünlüğü içinde ele almayı gerektirir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page