KATALOG SUÇLARDA TUTUKLAMA: SUÇUN KATALOGDA YER ALMASI TUTUKLAMA İÇİN YETERLİ MİDİR?
Av. Melike ALPTEKİN
Ceza soruşturmalarında tutuklama talebinin ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçeleri arasında sıklıkla “isnat edilen suçun katalog suçlardan olması” ifadesine yer verilmektedir. Bu ifade, hakkında soruşturma yürütülen kişinin mutlaka tutuklanması gerektiği şeklinde anlaşılabilmektedir.
Oysa katalog suç düzenlemesi, zorunlu tutuklama sistemi getirmemektedir. Suçun katalogda bulunması; kuvvetli suç şüphesinin somut delillerle ortaya konulması, tutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının açıklanması yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.
1. Katalog suç ne anlama gelir?
Tutuklama bakımından katalog suçlar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan suçlardır. Kasten öldürme, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, yağma ve çocukların cinsel istismarı bu kapsamdaki suçlara örnek gösterilebilir.
CMK m. 100/3’ün belirleyici ifadesi şöyledir:
“Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:”
Kanun, katalogdaki bir suçun işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunduğunda, tutuklama nedeninin varsayılabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak “varsayılabilir” ifadesi, her durumda tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez.
Ayrıca “katalog suç” kavramı, uygulanan koruma tedbirine göre değerlendirilmelidir. İletişimin denetlenmesi için öngörülen suç listesi ile tutuklamaya ilişkin liste aynı hukuki düzenleme değildir. Tutuklama değerlendirmesinde esas alınacak hüküm CMK m. 100’dür.
2. Katalog suç düzenlemesi, kuvvetli suç şüphesinin yerine geçmez
Tutuklamada iki ayrı mesele bulunmaktadır: Kişinin isnat edilen suçu işlediğini gösteren deliller ve özgürlüğünün sınırlandırılmasını gerekli kılan tutuklama nedeni.
Katalog suç karinesi, ikinci meseleyle ilgilidir. Kişinin suçu işlediğine ilişkin delil eksikliği, suçun katalogda bulunmasıyla tamamlanamaz.
Örneğin uyuşturucu madde imal ve ticareti suçundan yürütülen bir soruşturmada, öncelikle şüpheli ile isnat edilen fiil arasındaki bağ incelenmelidir. Maddenin nerede bulunduğu, kimin fiilî hâkimiyetinde olduğu, kişilerin açıklamaları ve bunları destekleyen diğer bulgular birlikte değerlendirilmelidir. Soruşturma evrakında TCK m. 188’in yazılı olması, bu değerlendirmeyi gereksiz hâle getirmez.
Bu aşamada mahkûmiyet için gereken ispat düzeyine ulaşılması aranmasa da tutuklama, soyut ihtimallere dayandırılamaz. Anayasa Mahkemesi de tutuklamaya esas şüphe ile mahkûmiyete esas ispatın aynı düzeyde değerlendirilemeyeceğini; buna karşılık tutuklamanın somut olgulara dayanması gerektiğini belirtmektedir.
3. Katalog suçlarda kaçma veya delilleri karartma ihtimali nasıl değerlendirilir?
CMK m. 100/3’teki karine, somut olayın özelliklerinin incelenmesini engellemez. Kişinin yargılama sürecindeki davranışları, delillere müdahale imkânı ve tutuklamaya karşı ileri sürdüğü esaslı itirazlar değerlendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli, 2021/40469 başvuru numaralı kararının 20. paragrafında şu tespit yer almaktadır:
“Bir suçun katalog suç olması öncelikle tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığını tespit etmeye engel oluşturmamaktadır.”
Mahkeme, aynı kararda kanuni karinenin tutuklama nedeninin bulunmadığı yönündeki tespiti geçersiz kılamayacağını açıklamıştır. Somut olayda kaçma ve delilleri karartma şüphesinin ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Bu nedenle sabit ikametgâh, çağrılara uyma, kendiliğinden başvurma ve delillerin güvence altına alınmış olması gibi hususlar önem taşır. Bunların hiçbiri tek başına her dosyada tahliyeyi zorunlu kılmaz; ancak tutuklamanın gerekliliği değerlendirilirken göz ardı edilmemelidir.
4. Tutuklama kararında hangi gerekçeler bulunmalıdır?
CMK m. 101/2 uyarınca tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarında dört konu somutlaştırılmalıdır:
Kuvvetli suç şüphesinin dayanakları.
Tutuklama nedenlerinin varlığı.
Tutuklama tedbirinin ölçülülüğü.
Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı.
Bu konuların yalnızca başlık olarak sıralanması yeterli değildir. Karar, dayandığı deliller ile ulaştığı sonuç arasındaki bağlantıyı göstermelidir.
Örneğin “delillerin henüz toplanmadığı” belirtiliyorsa hangi delillerin beklendiği ve kişinin bunlara nasıl müdahale edebileceği açıklanmalıdır. Kolluğun elindeki bir cihazın inceleme raporunun beklenmesi ile henüz dinlenmemiş bir tanığa baskı yapılması tehlikesi aynı şekilde değerlendirilemez.
Benzer biçimde, birden fazla şüphelinin bulunduğu dosyalarda her kişinin konumu ayrı incelenmelidir. Bir şüphelinin kaçmaya çalışması veya tanığı tehdit etmesi, diğerleri hakkında kendiliğinden aynı sonucun kabul edilmesini haklı kılmaz.
5. Katalog suçlarda adli kontrol uygulanabilir mi?
Suçun katalogda yer alması, adli kontrol uygulanmasına engel değildir. Tutuklamayla ulaşılmak istenen amaç daha hafif bir tedbirle sağlanabiliyorsa, özgürlüğün tamamen kısıtlanmasının neden gerekli olduğu açıklanmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, 28.09.2023 tarihli, E. 2023/69, K. 2023/165 sayılı kararının 17. paragrafında, adli kontrolün yetersizliğini gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilmeden tutuklama, tutukluluğun devamı veya tahliye talebinin reddi kararı verilemeyeceğini vurgulamıştır. anayasa.gov.tr
Bir tutukluluğa itiraz dilekçemizde bu sorun şu şekilde ifade edilmiştir:
“İtiraza konu kararda ise adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı belirtilmekle yetinilmiş; hangi adli kontrol yükümlülüğünün neden yetersiz olacağı açıklanmamıştır.”
Bu alıntı bir savunma dilekçesindeki itirazı yansıtmaktadır. İşaret edilen mesele, kararın yalnızca “adli kontrol yetersizdir” demesi ile bu sonucun nedenlerini açıklaması arasındaki farktır.
Örneğin kaçma tehlikesine dayanılıyorsa yurt dışına çıkış yasağı ve düzenli başvuru yükümlülüğünün neden yeterli olmayacağı değerlendirilmelidir. Somut olayın gerektirdiği yükümlülüklerin birlikte uygulanması ihtimali de dikkate alınmalıdır.
6. İlk tutuklama gerekçeleri, tutukluluğun devamı için her zaman yeterli olur mu?
Tutuklamanın başlangıçta hukuka uygun olması, yargılamanın her aşamasında aynı şekilde sürdürülmesini haklı kılmaz. Soruşturma ilerledikçe deliller toplanabilir, tanıklar dinlenebilir veya suçun hukuki niteliği değişebilir.
Bu değişiklikler, tutukluluğun devamı incelemesine yansıtılmalıdır. CMK m. 101’deki gerekçe yükümlülüğü, devam kararları ve tahliye taleplerinin reddi bakımından da geçerlidir.
Özellikle delillerin önemli ölçüde toplandığı bir dosyada, önceki kararlardaki ifadelerin tekrarlanması yerine güncel durum değerlendirilmelidir. Bununla birlikte delillerin toplanmış olması, başka bir tutuklama nedeninin bulunup bulunmadığının incelenmesini ortadan kaldırmaz.
7. Uygulamada kullanılan gerekçeler nasıl incelenmelidir?
Kararda kullanılan ifade | İncelenmesi gereken husus |
“İsnat edilen suç katalog suçtur.” | Bu suça ilişkin kuvvetli şüpheyi hangi somut delillerin oluşturduğu ve karinenin somut olayda nasıl değerlendirildiği. |
“Mevcut delil durumu.” | Delillerin kişiyle ve isnat edilen fiille bağlantısı. |
“Kaçma şüphesi bulunmaktadır.” | Kişinin davranışları, bağları ve yargılamaya katılımı dâhil dosyanın özellikleri. |
“Deliller henüz toplanmamıştır.” | Beklenen deliller ve kişinin bunlara müdahale edebilme imkânı. |
“Adli kontrol yetersiz kalacaktır.” | Uygulanabilecek yükümlülüklerin tutuklamayla amaçlanan korumayı neden sağlayamayacağı. |
Tablodaki inceleme, belirli ifadelerin kullanılmasını yasaklayan biçimsel bir denetim değildir. Önemli olan, bu ifadelerin dosyadaki olgularla desteklenmesidir.
8. Tutuklamaya itirazda dosyaya özgü savunmanın önemi
Katalog suç nedeniyle verilen tutuklama kararına itiraz edilirken yalnızca “tutuklama istisnadır” denilmesiyle yetinilmemelidir. Kararın hangi delile dayandığı, bu delilin neyi gösterdiği ve özgürlüğün kısıtlanmasını gerekli kılan tehlikenin devam edip etmediği ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Savunmada özellikle kişinin isnat edilen fiille bağlantısı, lehine olan deliller, yargılama sürecindeki davranışları, toplanmış delillere müdahale imkânının bulunup bulunmadığı ve uygulanabilecek adli kontrol tedbirleri somutlaştırılmalıdır. Delilin elde edilişine ilişkin ciddi bir hukuka aykırılık iddiası varsa bunun kuvvetli suç şüphesi üzerindeki etkisi de tartışılmalıdır.
Katalog suç düzenlemesi, kişiye özgü değerlendirme yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Tutuklama kararının hukuka uygunluğu, suçun adının yanında gösterilen kanun maddesinden değil; somut deliller, güncel tutuklama nedenleri ve özgürlüğe müdahalenin gerekliliği üzerinden değerlendirilmelidir.

Yorumlar