İfade Aşamasında ve Ceza Yargılamasında Avukatın Önemi
Ceza soruşturmasıyla ilk kez karşılaşan bir kişi, çoğu zaman yaşananları anlatmasının meseleyi çözmeye yeterli olacağını düşünür. Oysa ifade alma işlemi, yalnızca olayın anlatılmasından ibaret değildir. Soruların içeriği, kullanılan kelimeler, tutanağın düzenlenişi ve kişinin kendisine tanınan hakları bilip bilmemesi, ilerleyen aşamalarda savunmanın değerlendirilmesini etkileyebilir.
Savunma hakkı, dava açıldığında veya ilk duruşmada başlayan bir hak değildir. Suç şüphesinin kişiye yöneltildiği aşamadan itibaren anlam taşır. Avukatın katkısı da yalnızca duruşmada konuşmakla sınırlı olmayıp isnadın anlaşılmasını, hakların etkili biçimde kullanılmasını, lehe delillerin korunmasını ve yapılan işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesini kapsar.
1. İfade vermek neden sıradan bir açıklama değildir?
CMK bakımından ifade alma, şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesini; sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesini ifade eder. Bu işlemlerin her birinde kişinin hangi sıfatla dinlendiğini ve kendisine hangi fiilin isnat edildiğini bilmesi önemlidir. [1]
Özellikle olayın üzerinden zaman geçmişse, stres ve yorgunluk altında yapılan açıklamalarda doğrudan bilinen hususlarla tahminler birbirine karışabilir. “Gördüm”, “duydum”, “öyle olduğunu düşündüm” ve “sonradan öğrendim” ifadeleri aynı anlamı taşımaz. Bir kişinin yalnızca duyduğu bir olay, tutanağa doğrudan gözlemlemiş gibi geçirilirse sonraki aşamalarda açıklanması gereken bir çelişki doğabilir.
Avukat, kişinin yerine olay anlatmak veya gerçeğe aykırı bir savunma üretmek için bulunmaz. Kişinin bildiklerini kendi iradesiyle, doğru ve anlaşılır biçimde açıklayabilmesini ve açıklamalarının tutanağa doğru yansımasını sağlar. İsnadın bilinmediği veya sorunun anlaşılmadığı durumda açıklama istenmesi, tahminle cevap verilmesinden farklıdır.
2. Susma ve müdafi yardımından yararlanma hakkı
CMK m. 147 uyarınca şüpheli veya sanığa yüklenen suç anlatılmalı; müdafi seçme, onun hukuki yardımından yararlanma ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakları bildirilmelidir. Ayrıca şüpheden kurtulmasını sağlayabilecek somut delillerin toplanmasını isteme ve lehine olan hususları ileri sürme imkânı tanınmalıdır. [1]
Susma hakkını kullanmak, suçu kabul etmek anlamına gelmez. Bu hak, kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmamasının güvencelerinden biridir. Bununla birlikte kimliğe ilişkin soruları doğru cevaplama yükümlülüğü ile suç isnadı hakkında açıklama yapıp yapmama tercihi birbirinden ayrılmalıdır.
Avukat, susma veya açıklama yapma tercihinin dosyanın koşulları içindeki anlamını kişiye anlatır. Her dosyada aynı savunma yaklaşımının uygulanması doğru değildir. Önemli olan, kişinin haklarını bilerek ve baskı altında kalmadan karar verebilmesidir.
CMK m. 149 ve 154 çerçevesinde müdafi yardımından yararlanma ve avukatla görüşme hakkı yalnızca duruşmaya özgü değildir. Görüşmenin gizliliği esastır; kanunda belirli hâller için öngörülen istisnalar ayrıca değerlendirilir. Müdafi yardımının etkili olabilmesi için ifade öncesinde isnat ve süreç hakkında hukuki görüşme yapılabilmesi önem taşır. [1]
3. Avukatsız alınan kolluk ifadesi hükme esas alınabilir mi?
Bu konuda CMK m. 148/4 açık bir güvence öngörmektedir: [1]
“Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”
Hüküm, özellikle kolluk tarafından müdafi bulunmaksızın alınan ifadeye ilişkindir. Böyle bir ifadenin dosyada bulunması, mahkûmiyet gerekçesi olarak kullanılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Kanunun aradığı doğrulamanın gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir. Cumhuriyet savcısı önündeki beyan ile hâkim veya mahkeme huzurundaki doğrulama da bu hüküm bakımından aynı işlem değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Salduz/Türkiye Büyük Daire kararında da ilk polis sorgusundan itibaren avukata erişimin adil yargılanma bakımından önemi vurgulanmıştır. Karar, soruşturmanın başlangıcında savunma hakkının zedelenmesinin sonraki yargılama üzerindeki etkisini göstermektedir. Bu yaklaşım, her avukatsız ifade bakımından sonuçları otomatik olarak belirleyen bir formül olarak değil, etkili hukuki yardım güvencesi kapsamında değerlendirilmelidir. [2]
Avukatın ifade sırasında bulunması da her türlü hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. CMK m. 148’deki kötü davranma, işkence, aldatma, cebir, tehdit veya kanuna aykırı yarar vaadi gibi yasak usuller ayrıca incelenir. Yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler, kişinin rızası bulunsa bile delil olarak değerlendirilemez. [1]
4. İfade tutanağı neden dikkatle okunmalıdır?
İfade tutanağı, söylenen her kelimenin kendiliğinden ve eksiksiz kaydı olmayabilir. Anlatım özetlenirken anlam değişiklikleri, eksiklikler veya kişinin söylemediği bir sonucun cümleye eklenmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle tutanağın imzalanmadan önce okunması, yanlış veya eksik bölümlerin düzeltilmesinin istenmesi önemlidir.
Örneğin “araçta bulunduğunu sonradan öğrendim” açıklamasının “araçta bulunduğunu biliyordum” şeklinde yazılması, kişinin bilgi ve kastına ilişkin tamamen farklı bir anlam doğurur. Avukat, böyle bir farklılığın o aşamada tespit edilmesini ve itirazın kayda geçirilmesini sağlayabilir.
İlk ifade değiştirilemez bir hüküm değildir; ancak sonradan yapılan açıklamalar ilk tutanakla karşılaştırılabilir. Bir hatanın düzeltilmesi mümkündür. Bununla birlikte hatanın nasıl meydana geldiğinin açıklanması ve varsa bunu destekleyen kayıtların sunulması gerekebilir. Bu nedenle doğru tutanak düzenlenmesi, ilerideki tartışmaları önlemek bakımından değerlidir.
5. Lehe delillerin zamanında toplanması
Ceza muhakemesinde savcılık, şüphelinin lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, savunmanın delil taleplerini zamanında ve somut biçimde ileri sürmesini gereksiz kılmaz. Özellikle kamera görüntüleri, elektronik kayıtlar ve tanıkların olay hakkındaki bilgileri zamanla kaybolabilir veya bunlara ulaşmak güçleşebilir. [1]
Bir kamera kaydının yalnızca varlığını söylemek yerine hangi işyerine ait olduğunun, olay saatinin ve neyi gösterebileceğinin belirtilmesi talebi somutlaştırır. Telefon kayıtları, konum veya geçiş verileri, banka hareketleri, sağlık belgeleri ve bilirkişi incelemesi talepleri de isnat edilen fiille bağlantısı açıklanarak sunulmalıdır.
Avukat, hangi delilin hangi iddiayı sınayacağını belirler. Ortak araçta bulunan bir eşya bakımından aidiyet, yaralama iddiasında olayın oluş biçimi veya uyuşturucu dosyasında kullanma ile ticaret ayrımı farklı araştırmalar gerektirir. Etkili savunma, yalnızca suçlamayı reddetmek değil, araştırılması gereken somut noktaları ortaya koymaktır.
Dosyayı inceleme ve örnek alma hakkının kapsamı CMK m. 153’e göre değerlendirilir. Soruşturmada kanuni koşullarla kısıtlama kararı bulunabilir; ancak bu, dosyadaki her belgenin sınırsız biçimde savunmadan gizlenebileceği anlamına gelmez. Hangi belgelere erişimin mümkün olduğu ayrıca incelenmelidir. [1]
6. Delilin bulunması ile hukuka uygun olması farklıdır
Bir telefon görüntüsü, arama tutanağı veya dijital inceleme raporunun dosyaya eklenmiş olması, elde edilme yönteminin hukuka uygun olduğunu kendiliğinden göstermez. Arama kararının kapsamı, işlem zamanı, dijital inceleme yetkisi ve verilerin bütünlüğü ayrı ayrı denetlenmelidir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15.05.2024 tarihli, 2023/15758 E., 2024/18787 K. sayılı kararında, gerekli karar bulunmadan şüphelinin telefonunun incelenmesi bakımından şu ifadeye yer verilmiştir: [3]
“rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı”
Bu karar, kişinin işleme itiraz etmemesinin tek başına kanuni güvencelerin yerine geçmediğini göstermektedir. Avukatın katkısı, böyle bir işlemin hukuki dayanağını araştırmak ve elde edilen verinin hükme esas alınabilirliğini tartışmaya açmaktır.
Hukuka aykırı delilin dışlanması ise her dosyada kendiliğinden beraat anlamına gelmez. Geriye kalan hukuka uygun delillerin suçun unsurlarını kanıtlamaya yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. [1]
7. Gözaltı, tutuklama ve adli kontrolde avukatın rolü
Gözaltı ve tutuklama, mahkûmiyet kararı değildir. Bu tedbirlerin uygulanabilmesi için kanunda aranan koşulların somut olayda bulunması gerekir. Özellikle tutuklama bakımından kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedeni ve ölçülülük değerlendirilir. [1]
Avukat; kaçma veya delillere müdahale iddiasının dayanaklarını, kişinin sağlık ve yaşam koşullarını, delillerin toplanma durumunu ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını somutlaştırır. Yalnızca suçun ağır olduğunun belirtilmesiyle yetinilmesine karşı, tedbirin kişiye ve dosyaya özgü gerekçesinin gösterilmesini talep eder.
Tahliye ve itiraz taleplerinde de önceki dilekçenin tekrarlanmasından ziyade yeni delillerin, değişen koşulların ve tedbirin devamını etkileyen gelişmelerin ortaya konulması önem taşır.
8. Duruşmada avukatın katkısı
Ceza yargılamasında müdafi, iddianamedeki fiil ve deliller arasındaki bağlantıyı inceler; tanık ve bilirkişilere kanuni usul çerçevesinde doğrudan soru yöneltebilir. CMK m. 201 kapsamındaki bu imkân, özellikle anlatımlar arasındaki çelişkilerin ve bilirkişi raporunun dayanaklarının açıklığa kavuşturulması bakımından önemlidir. [1]
Tanığın gerçekten neyi gördüğü, bilgiyi kimden aldığı, mesafe ve görüş koşulları ya da raporun hangi verileri esas aldığı, yalnızca belge okunarak anlaşılamayabilir. Müdafi, savunmanın bu delilleri sınama imkânını kullanır ve karşılanmayan taleplerin tutanağa geçirilmesini sağlar.
Esas hakkındaki mütalaaya cevap da olayın yeniden anlatılmasından ibaret değildir. Suçun unsurları, delillerin güvenilirliği, hukuka uygunluğu, suç vasfı ve uygulanabilecek lehe hükümler birlikte değerlendirilir. Gerektiğinde savunma için yeterli süre ve kanunun öngördüğü hâllerde ek savunma hakkı talep edilir. [1]
9. Aşamalara göre hukuki yardım
Aşama | Avukatın somut katkısı |
İfade öncesi | İsnadı ve hakları açıklamak, hukuki görüşme yapmak |
İfade sırasında | Özgür iradeyi ve doğru tutanak düzenlenmesini gözetmek |
Soruşturma | Lehe delil istemek, dosya ve işlem denetimi yapmak |
Tutuklama ve adli kontrol | Tedbirin koşullarını ve ölçülülüğünü tartışmak |
Duruşma | Tanık ve raporları sınamak, hukuki savunmayı sunmak |
Kanun yolları | Gerekçe, başvuru hakkı ve süreleri incelemek |
Hükümden sonra kararın beraat, mahkûmiyet veya başka bir karar türü olması, başvurulabilecek kanun yolunu ve kapsamını etkiler. İstinaf veya temyizde hangi itirazların incelenebileceği, başvuru süresi ve kararın tebliği somut dosyaya göre değerlendirilmelidir. Müdafiin gerekçeli kararı incelemesi, duruşmada ileri sürülen temel itirazların karşılanıp karşılanmadığını da ortaya koyar.
10. Her dosyada avukat zorunlu mudur?
Ceza muhakemesinde her işlem ve her suç bakımından aynı zorunluluk bulunmaz. CMK m. 150 uyarınca müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan eden şüpheli veya sanığa istemi üzerine müdafi görevlendirilir. Çocuklar, kendisini savunamayacak derecede malul olanlar veya sağır ve dilsiz kişiler ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından kanundaki koşullarla istem aranmaksızın görevlendirme yapılır. Diğer özel zorunlu müdafilik hâlleri de saklıdır. [1]
Ancak avukatın zorunlu olmadığı bir dosyada hukuki yardıma ihtiyaç bulunmadığı sonucu çıkarılamaz. İsnadın niteliği, delillerin teknik özellikleri ve kişinin süreçte karşılaşabileceği sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir. Menfaatleri çatışan kişilerin aynı müdafi tarafından savunulması da ayrı bir sorun oluşturabilir.
Suçtan zarar gören veya müşteki bakımından avukat vekil sıfatıyla görev yapar. Delil sunulması, katılma talebi ve kanun yolu hakları bu kişinin usul sıfatına göre değerlendirilir; şüpheliye tanınan haklarla tamamen aynı değildir.
Sonuç
Avukatın ceza muhakemesindeki önemi, yalnızca mahkemede savunma yapmasından değil, sürecin başından itibaren hakların etkili kullanılmasını sağlamasından kaynaklanır. İlk ifadenin doğru alınması, lehe delillerin korunması, tedbirlerin denetlenmesi ve mahkûmiyet için yeterli hukuka uygun delil bulunup bulunmadığının tartışılması birbirini tamamlar.
Hukuki yardım belirli bir sonucu garanti etmez. Bununla birlikte kişinin isnadı anlayabilmesi, savunmasını bilinçli biçimde yapabilmesi ve iddia makamının dayandığı delilleri etkili şekilde sınayabilmesi için temel bir güvencedir.
Kararlar ve kaynaklar
Av. Melike ALPTEKİN | MESA Hukuk ve Danışmanlık

Yorumlar